Sayı 03

Mayıs 2019

Kutsal İsyan

İçindekiler:

Fransa 1968

3 Mayıs 1968’de üniversitelerde başlayan eylemler yönetimden duyulan memnuniyetsizlikler, anlayış farkları ve özgürlük talepleriyle şiddetlendi. 13 Mayıs 1968’de öğrenciler, sendikalar ve sol partiler yürüyüş düzenledi ve yüz binlerce Parisli sokaklara döküldü. Ardından olaylar genel bir greve yol açtı. Fransa’nın tamamında yaklaşık on milyon işçi greve katıldı. Haftalar süren gösterilerden sonra öğrenciler, sendikalar ve partiler, büyük bir miting düzenlenmesi için çağrıda bulundu. 27 Mayıs 1968’de Charlety Stadyumunda yapılan mitinge bakanlıklar ve bazı devlet unsurları, siyasiler, sendikacılar ve eylemciler katıldı. Hükümet durma noktasına geldi.

Olaylar bir dönüm noktası olmuş ve o güne oranla daha açık ve ilerici bir toplum meydana getirecek kültürel değişimleri başlatmıştı.

Cumhurbaşkanı Charles de Goulle, profesyonel ordu desteği talep etmek için 29 Mayıs’ta Almanya’ya uçtu. 30 Mayıs’ta geri döndü ve halka konuşma yaptı ve düşmanlarına karşı cumhuriyeti savunacağına yemin etti. Charles de Goulle’ün reform sözü vermesi ve eylemlerin devam etmesi halinde eylemcilere hapis tehditleri yöneltmesinin ardından Komünist Parti ve CGT, grevlere son vermek amacıyla çalışmaya başladı. Sendikalarla anlaşılmasının ve grevlerin sona ermesinin ardından seçimler yapıldı.

Haykıran Ben Değilim

Haykıran ben değilim, yer gümbürdüyor.
Dikkat et dikkat çünkü çıldırdı şeytan
Uzan kaynakların doru dibine
Yapış pencere camına
Gizlen elmasların ışıltısı ardına,
Taşlar altında böcekler arasında
Gizle kendini sıcak ekmek içinde
Sen yoksul, sen
Yeni sağanaklarla süzül toprağa
Boşuna yıkanıyorsun kendi içinde
Yalnız başka suda yıkayabilirsin yüzünü,
Bir çim yapracığından minik bir uç ol
Daha büyük olacaksın bu dünya ekseninden.
Hey, makineler, kuşlar, yapraklar, yıldızlar!
Kısır anamız çocuk için yalvarıyor.
Dostum, değerli, sevgili dostum,
İster korkunç, ister olağanüstü
Haykıran ben değilim, yer gümbürdüyor.

- Attila József

Tiananmen Meydanı Çin, 1989

İlk gösteriler, reformların yeterince ileri gitmediğine ve Çin’in siyasal sisteminin reformdan geçmesi gerektiğine inanan öğrencilerden ve aydınlardan gelse de, kısa zamanda reformların fazla ileri gittiğine inanan kentli işçileri de içine aldı. Bu durumun nedeni protestoların öncülerinin yozlaşma üzerine yoğunlaşmalarıydı, ki bu iki grubu birleştirdi; gösteriler artan enflasyonun ve yozlaşmanın tetiklediği kentli işçilerden yoğun destek gördü. 26 Nisan 1989’da yayınlanan bir yazıda ve hemen altında Deng tarafından verilen bir demeçte öğrenciler iç kargaşalık çıkarmakla suçlandılar. Bu ifade öğrencileri öfkelendirdi ve 29 Nisan’da yaklaşık 50,000 öğrenci Pekin sokaklarında bir araya geldi ve yetkililerin yaptığı bastırma uyarısını göz ardı etti ve hükümetin demeci geri almasını talep etti. Pekin’de onları çok sayıda insan destekledi.4 Mayıs 1989’da yaklaşık olarak 100,000 öğrenci ve işçi, özgür bir medya ve yetkililerle seçilmiş öğrenci temsilcileri arasında resmi bir diyalog kurulması talepleriyle Pekin’de yürüyüş yaptı. 13 Mayıs’ta, reform yanlısı Sovyet lider Mihail Gorbaçov’un resmi ziyaretinden iki gün önce, büyük öğrenci grupları, seçilmiş öğrenci delegeleriyle görüşmelere başlanması talebinde ısrar ederek Tiananmen Meydanı’nı işgal etti ve açlık grevine başladı. Bu karar, eylemler açısından belirleyici bir andı. Grev, “bin kişiden daha fazla” insanı içerecek şekilde büyüdü. Açlık grevi öğrencilere geniş destek sağladı ve “Pekin’in sıradan insanları” grevcileri korumak için yürüyüşe geçti. Çünkü destek vermenin reddedilmesi ve hükümetin teranelerine eşlik edilmesi izleyenleri şuna ikna etti: Öğrenciler sadece kendi kişisel çıkarlarının peşinde değildi, kendilerini Çin halkı için kurban ediyorlardı.

Pekin’de üniversite öğrencilerinin büyük bir bölümü, arkalarına öğretmenlerinin ve aydınların da desteğini arkasına alarak gösterilere katıldı. Öğrenciler tarafından demokrasinin savunucusu olarak görülen Hu’nun anısına eylemler olarak başlayan gösteriler aşama aşama, siyasal çürümeye karşı protestolardan basın özgürlüğü taleplerine ve Komünist Partisi’nin ve Çin’in “de facto” lideri Deng Xiaoping’in iktidarına bir son verilmesine ya da reforme edilmesine kadar vardı. Diğer şehirlerdeki öğrencilerle ve işçilerle iletişim ve bağ kurmakta kısmen başarılı olan girişimlerde bulunuldu. 
Gorbaçov’un ziyareti yüzünden çok sayıda yabancı medya mensubu Çin’de bulunuyordu. Protestoları geniş ölçüde yayınlarına taşıdılar ve genel olarak öğrencilerin lehinde bir tutum benimsediler, ancak öğrencilerin hedeflerine ulaşmaları konusunda karamsardılar. 
Politbüro İcra Komitesi, mümkün mertebe şiddete başvurmaktan uzak durmak ve öğrencilerin protestoları bırakıp işlerinin başına dönmelerini sağlamak için parti aygıtına dayanmak istiyordu.

Sonunda, gösterilerin bastırılması kararı alındı. Hükümetin dağılma çağrılarına protestocuların meydan okumasının ardından, Çin Komünist Partisi’nin içinde protestoculara karşı nasıl bir tutum takınılacağı konusunda ayrılık baş gösterdi ve sertlik yanlısı bakış açısı benimsendi ve taleplerin karşılanmasından sa gösterilerin bastırılması kararlaştırıldı. 
20 Mayıs 1989’da sıkıyönetim ilan edildi ve 3 Haziran’ı 4 Haziran’a bağlayan gece tanklar ve piyade birlikleri gösterileri bastırıp protestocuları dağıtmak üzere Tiananmen Meydanı’na gönderildi. Lakin ne Çin Ordusu’nun ne de Pekin polisinin yeterli toplumsal olaylara müdahale donanımı-plastik mermi gibi-vardı, kullanılan bütün mermiler gerçekti. Ölen sivillerin sayısı ile ilgili değişik tahminler vardır: Çin Komünist Partisi’ne göre 23, CIA’ye göre 400 – 600, Çin Kızılhaç’ına göre 2600. Yaralı sayısı ise genel kabule göre 7000 – 10000 arasındaydı. 
Uygulanan şiddetin ardından, hükümet hareketin kalan unsurlarını baskı altına almak amacıyla geniş çaplı tutuklamalar yaptı, yabancı basını yasakladı ve ÇHC basınında olayların ele alınışı üzerinde katı bir denetim geliştirdi. Harekete sempati duyan Parti üyeleri tasfiye edildi, pek çok yüksek düzeydeki üye ev hapsine alındı.

İSTANBUL

bundan böyle dünyanın ölmez şairleri seninledir
bundan böyle paydos pisliklere çirkeflere cebre
paydos yolunu kesen çamura kelepçelere boyunduruğa
paydos zincirlere kara günlere topyekûn paydos

- ilhan berk

Me-Ti

Resim sanatı ve ressamlar üzerine

Bir gün Me-ti’ye genç bir ressam geldi. Ressamın babasıyla erkek kardeşleri mavna sürücüsü olarak çalışıyorlardı. Aralarında şu konuşma geçti: “Mavna sürücüsü olan babanı görmüyorum resimlerinde.” – “Yalnız babamın resmini mi yapmam gerekir?” – “Hayır, başka mavna sürücüleri de olabilir, ama ben senin resimlerinde hiç mavna sürücüsü görmüyorum.” – “Neden hep mavna sürücüleri olsun? Başkalarının resmini yapamaz mıyım?” – “Yapabilirsin hiç kuşkusuz, ne var ki, ben senin resimlerinde çok çalışmalarına karşın az para alan başka insanlar da göremiyorum.” – “Peki özgür değil miyim istediğim şeyin resmini yapmakta?” – “Özgürsün, ama ben senin ne yapmak istediğini anlayamadım. Mavna sürücülerinin durumu çok kötü. Onlara yardım etmek isteyenler var. Ya da onlara herkes yardım etmek zorunda. Sen ise durumu biliyorsun, resim yapabiliyorsun, ama kalkmış ay çiçeklerinin resmini yapıyorsun! Bağışlanır davranış mı bu?” – “Ben ay çiçeği resmi yapmıyorum, birtakım çizgiler çiziyorum, lekeler yapıyorum ve bu arada içimden gelen duyguları resme döküyorum.” – “Peki bunlar hiç olmazsa mavna sürücülerinin kötü durumlarıyla ilgisi olan duygular mı?” – “Belki.” – “Demek ki unuttun onları. Yalnızca duyguların anımsatıyor sana mavna sürücülerini.” – “Ben resim sanatının gelişmesine katkıda bulunuyorum.” – “Mavna sürücülerinin gelişmesine katkıda bulunmayı düşünmüyor musun?” – “İnsan olarak sömürüye ve insanların ezilmesine son vermek isteyen Mi-en-leh’in (Lenin -BN) derneğinin bir üyesiyim, ama bir ressam olarak resim sanatının biçimlerini geliştiriyorum.” – “Bu söylediğin, birinin kalkıp da, aşçı olarak yemeklere zehir katıyorum, ama bir insan olarak ilaç satıyorum, demesine benziyor. Mavna sürücülerinin durumu, artık beklemeleri olanaksız olduğu için bu denli kötü. Sizin resim sanatınız gelişene değin onlar açlıktan ölecekler. Sen onların elçisisin, buna karşın konuşmayı öğrenebilmek için çok uzun bir süreyi gereksiniyorsun. Duyguların çok genel nitelikte, oysa seni yardım isteyesin diye göndermiş olan mavna sürücülerinin duydukları çok somut, çünkü açlık çekiyorlar. Sen bizim bilmediğimizi biliyorsun, buna karşılık bize bildiklerimizi anlatıyorsun. Somut bir amacın yokken fırça ve boya kullanmayı öğrenmek ne anlam taşıyor? Fırça kullanmak, ancak fırçayla çok belli bir şey dile getirilecekse güç olur. Sömürücüler bin türlü şeyden söz ediyorlar. Sömürülenlerin sözünü ettikleri ise yalnızca sömürü. Sen de mavna sürücülerinden söz et!”

Lai-tu’nun ateş yakması

Me-ti, Lai-tu’ya şöyle dedi: Bugün ateş yakmana baktım. Eğer seni tanımasaydım, hiç kuşkusuz kendimi hakarete uğramış sayardım. Ateş yakmaya zorlanmış birine benziyordun ve ortada yalnızca ben bulunduğumdan, seni sömürenin ben olduğum gibi bir izlenime kapıldım. Kadın, şöyle dedi: Amacım odayı en kısa zamanda ısıtmaktı. Me-ti, gülümseyerek şu karşılığı verdi: Ben senin ne istemiş olduğunu biliyorum. Ama sen biliyor musun? Sen, senin konuğun olan benim rahat etmemi istedin; konuşmanın bir an önce başlayabilmesi için, bunun çabuk olmasını istedin; senden hoşlanmamı, ateşin yanmasını, çay suyunun kaynamasını istedin. Ama bütün bunlar, arasında yalnızca ateşin yanması gerçekleşti. Önemli olan an ise yitirildi. Her şey çabuk yapıldı; konuşmalar ise gecikti. Çay suyu kaynadı, ama çay hazır olmadı. Her şey, bir başka şey için yapıldı, buna karşılık hiçbir şey doğrudan doğruya kendisi için yapılmadı. Oysa gerçekte ateş yakmakla o kadar çok şey anlatılabilir ki! Ateş yakmak, bir geleneği dile getirir, konukseverlik çok güzel bir şeydir. Güzel çıraların tutuşturulması için yapılan hareketler de güzel olabilir ve sevgi doğurabilir; bir tek bir an’ın, bir daha geri gelmesi olanaksız bir an’ın değeri verilebilir. Eğer bir ressam, senin öğretmenin için ateş yakman gibi resim yapmak isteseydi, herhalde hiçbir şey yapamazdı. Çünkü hiçbir zevkli yanı yoktu senin ateş yakma biçiminin, tutsakça bir davranıştan başka bir şey değildi.

SON



May Events Archive
Getty Images
LIFE Photo Collection
Eşik(Toplu Şiirler-I) sf.33 - İlhan Berk
Me-ti - Bertolt Brecht çev.: Ahmet Cemal