Beyaz Işığa Karşı
Haziran 2026 | Sayı 22 | Sayfa 02
Irmak Çelik

Beyaz Işığa Karşı

Güneş, perdenin aralığından sızıp odadaki toz tanelerini sayıyor. Gözlerimi kapatıyorum; aydınlık burada bir misafir gibi değil, bir sorgu memuru gibi duruyor. Perdeleri çekiştirmekten kollarım ağrıyor. Kaçıncı gündeyiz bilmiyorum. Aydınlık arttıkça önümdeki her şey daha da bulanıklaşıyor.

Köşeme çekiliyorum, her zamanki gibi. Karanlık gelince hatıralar netleşiyor. Seni ancak ışıklar sönünce, o aklımda dönüp duran tek kare resminle görebiliyorum. O resmin sadece bana ait. Kapıdan girip beni bu açlıktan kurtarmanı bekliyorum. Adını sayıklıyorum; bazen kısık bir fısıltı, bazen de haykırış.

Şimdi, kapı açılıyor. Adımları tanıyorum. Beyaz önlüğün ve beraberinde getirdiğin o keskin dezenfektan kokusu. Güzel ama mesafeli bir duruşun var. Kurtarılmayı bekleyen birine bakar gibi bakıyorsun; oysa tek istediğim mahrum kalmamak. Senden mahrum kalmamak ve sen bana yaklaşıyorsun. Saçlarım kısa, üzerimde tütün kokusu var. Sen gelince o koku senin steril dünyanda kayboluyor. Giydiğim o beyaz önlüğü çekiştiriyorsun; hışırdıyor. Belki de beyazı bana hiç yakıştıramadın.

Kulağıma fısıldıyorsun, sesin o meşhur mesafene karışmış şefkatinle titriyor: — Seni seviyorum. (Arka planda bir ses: "Vakayı sabitleyin! Sakinleştiriciyi verin!")

Güçlü kollarınla sarılıyorsun. Güvendeyim, öyleyim değil mi? İğnenin tenime girişindeki o ince sızıyı duyuyorum; ama dokunuşun iğneden daha gerçek. Sen yeter ki dokun bana. Gözlerim ağırlaşıyor. Sonunda sana, o her şeyi unutturan uykuna doyuyorum. — Artık yanındayım. (Başka bir ses: "Ellerini sıkı tutun!")

Son bir huzur doluyor içime. Uyuturken sen beni. Anlamı olan bir sabaha uyanmanın yükünü daha taşıyamam artık. Gözlerim kapanıyor; ilk defa gerçekten uyuyormuş gibi. O steril kollarının arasında gerçekten kirsiz bir uyku çekiyorum.

Smokescreen - Thérèse Oulton — Google Arts & Culture

Irmak Çelik

Smokescreen - Thérèse Oulton
Smokescreen - Thérèse Oulton